Stresinizi Kontrol Altına Alın!

Stresinizi Kontrol Altına Alın!

Sağlıklı yaşam, sağlıklı beslenme ve egzersiz konularında sık sık birbirinden farklı görüşlerle karşılaşıyoruz. Sağlıklı yaşam için her zaman bize önerilen iyi ve dengeli beslenmek düzenli egzersizler yapmak ve stresten uzak durmak. Beslenme ve egzersizin içeriği uzmandan uzmana farklılıklar gösterebiliyor. Egzersiz ve beslenme konularında çok değişik görüşler olmasına rağmen iyi ve sağlıklı yaşam için istisnasız tüm doktorların bize öğütlediği tek bir şey var;” Stresten arın!”

Stresten arın demek çok kolay olmakla birlikte büyük çoğunluğumuz için stresten arınmak o kadar da kolay değil. Aslında günlük streslerden arınmak, daha sakin hayatlar sürmek sanılanın aksine o kadar zor değil. Bazı teknikler, yöntemler, küçük basit uygulamalarla stresimizi azaltmak mümkün! Sizlere bu köşede etkili kolay ve faydalı bulduğum çeşitli teknikler ve yöntemler hakkında kısa bilgiler vereceğim. İlginizi çekerse konunun uzmanlarından daha derin bilgiler edinebilirsiniz. Merak edenler için bir tür ön araştırma, deneme, pratik uygulama olsun bu sayfada yazdıklarım. Dilerim size bir ışık tutsun

Stresin temel kaynağı yaşadığımız bir olaya verdiğimiz düşünsel tepkilerdir. Çoğunlukla düşündüğümüzü bile fark etmeyiz. Çok hızlı bir şekilde bu düşünceler, hislere dönüşür, mutlaka bedenimizde bir yerlerde hissederiz. Ya karnımıza ağrı girer, ya nefesimiz daralır, ya omuzlarımız kasılır.

Bu aslında çok eski bir kayıt, var oluş kadar eski. İlk insanın çekirdek inancı;” Hayatta kalmak için tehlike fark etmeli ve savaşmalı ya da kaçmalıyım. Bunun içinde sürekli tetikte olmalıyım. Çalıların arasından her an fırlayıp beni her an yeme potansiyeli olan bir aslana karşı lakayt olabilir miyim? Aslanı, o beni fark etmeden fark edip, kaçma ya da savaşma kararı alacak kadar tetikte olmalıyım.” Bu düşünce kalıbı hepimizin içinde var. Artık ortalıkta aslanlar dolaşmasa da gün boyu bizi tehdit eden o kadar çok şey var ki artık bir an olsun gevşeyemiyoruz. Her tarafımız çalılarla çevrili ve her an çalının arkasında bir aslan var gibi hissediyoruz. Sinirli patronumuz, yetiştirilmesi gereken proje, akşama pişmesi gereken yemekler, yapılması gereken işler, çalışılması gereken sınavlar ve ayrıca bizden çok uzakta olsalar dahi sosyal medya sayesinde her an okuduğumuz, izlediğimiz dünyanın diğer tüm insanlarının yaşadığı dertler, hastalıklar, çaresizlikler, şiddet bizi sürekli olarak çalıların arkasındaki aslanı bekliyor durumunda bırakıyor.

Dikkat etmemiz gereken en önemli nokta o anda yaşamsal tehdit oluşturan bir kaza veya bir saldırı haricindeki her durumun düşünsel tepkiler olduğudur. Patronunuz bir hatanızda size çıkışmıştır. O öğrendiğiniz durum sayesinde bir daha sürekli aportta ve streslisinizdir. Oysa belki de patronunuzun size o anda çıkışmaya hiçte niyeti yoktur. Geçmişte öğrendiğiniz bir durum için gelecek hakkında endişe duyuyorsunuzdur. Yâda geçmiş için kendinize kızıyor, zihninizde bitmek tükenmek bilmeyen içsel diyaloglar kurguluyorsunuzdur.

Ben bazen bu durumu kafasında sürekli sadece ona yağmur yağdıran kara bir bulutla dolaşan pembe pantere benzetirim. Kafamızdaki düşünce bulutu sadece bize yağmur yağdırır. Biz nereye gitsek bizimle gelir. Bizdeki düşüncelere sahip olmayan, kafasında bu düşünceleri kuramayan kişiler için bizim kara bulutun esaretinde olduğumuz eş zamanda onlar için hava güneşli ve aydınlıktır.

“Düşüncelerinizin açma kapama düğmesi var mı?” der Eckhart Tolle, çağımızın en ünlü düşünürü diyebileceğim ama kendisi çağımızın aslında en ünlü düşünmesidir, yani zihnini istediği anda durdurmayı başarabilen aydınlanmış kişidir.

“Eğer bu düğmenin yerini bilmiyorsanız, düşünüyorum demeyiniz.” Der,” Çünkü düşünen siz değilsiniz, düşünce kendiliğinden ve kontrolsüzce oluyor demektir. Kalbimi attırıyorum, şimdi durduruyorum diyebilir misiniz? Kalbiniz atar, düşünce olur.” Özel eğitimler almış kişilerin irade dışı uzuvlarını irade ile çalıştırıp yavaşlatabildiklerine dair pek çok şey okuyoruz. Biz alelade insanlar için kalbini iradeyle çalıştırmak henüz imkânsız olmakla birlikte düşüncelerini kontrol altına alabilen ve zihnin istediğinde çalıştırıp, istediğinde susturan insan sayısı her geçen gün artıyor. Bu kara bulutu dağıtmanın, ya da düşüncelerimizi açma kapama düğmesinin yerini bulmanın pek çok yolu var ve bu konuda pek çok teknik ve öğretmende mevcut. Bu bilinçsiz ve kontrolsüz düşünmeyi durdurmayı başardığımızda, başımızdaki bulutlar dağılmaya ve bizim için de gökyüzünde güneş parlamaya başlar.

İlk başlarda kısa aralıklarla da olsa gün içinde aydınlandığımız, rahatladığımız, huzurla dolduğumuz anlar yaratmak hiç te o kadar zor değil Ve bunun tadını aldıktan sonra gün içinde bu anların sayısını ve sıklığını artırmak ve kim bilir belki bir gün “sürekli aydınlık kişi” olmak, huzura ermek hepimiz için mümkündür.

Düşünceyi durdurmak o anın farkında olmaktan ibarettir. Ne yazık ki farkında olduğumuz anların sayısı hiç de sandığımız kadar çok değil. Şimdi aklınıza nefesinize kesecek kadar güzel bir manzara bir anı getirin. Böyle bir anı bütün netliğiyle hatırlıyorsanız bilin ki o anda sizde3 düşünceyi durdurmuşsunuz ve anın huzuruna şimdinin gücün ulaşmışınız. Bu olağanüstü haz durumunu ve farkındalığı sadece bir manzara karşısında değil bir anda yanı başınızda havalanan bir kuşu fark ettiğiniz de ve dikkatinizi ona yönelttiğinizde de yaşayabilirsiniz. Çocuğunuz yada dostunuz size bir şey anlatırken onu tüm dikkatinizle dinlediğinizde sadece yaptığınız şeye konsantre olacak kadar sevdiğiniz bir iş, bir aktiviteyle meşgul olduğunuzda da örneğin yemek pişirdiğinizde, resim yaptığınızda, doğada yürüdüğünüzde…

Bütün bu özel anların ortak noktası düşüncesizlik hali, zihni durdurma halidir. Her an sevdiğimiz işi yaparak ya da muhteşem bir manzaraya bakıp kalamayız. O halde gün içinde alık farkındalıklarımızın sayısını arttırmanın bir yolunu bulmalıyız ki, huzurlu anlarımızın sayısı da artsın.

Zihni durdurmak ve oluşan boşluktan huzuru yakalamak çok önemli bir giriş kapısı beden farkındalığıdır. Bu günkü kısa tavsiyem beden farkındalığı olsun. Kısa bir an için gözlerinizi kapayın ve ellerinizi hissetmeye çalışın. Ellerinizi hissedemiyorsanız burundan sakin ve derin nefesler alarak nefesi ellerinize doğru yönlendirebildiğinizi hayal edin. Elleriniz avuç içleri yukarı bakar şekilde gevşek ve rahat olarak kucağınızda dursun. Hissetmekte çok zorlanırsanız avuç içlerinizi diğer elinizle ovalayın. Ve tekrar nefesleri ellerinize yönlendirin. Ellerinizdeki karıncalanma, ısınma hissini sanki orada akan bir enerji varmış gibi duyumsadığınızda bedenden öte yaşayan varlığın, içinizdeki enerjinin canın, yaşamın farkına vardığınız demektir. Bunu yavaş yavaş tüm bedeniniz için uygulayın. Ayaklarınıza nefesinizi yönlendirin ve ayaklarınızın canlı olduğunu hissedin, bacaklarınız, kollarınız, yüzünüz ve gövdeniz. Her bir noktasına zaman ayırın ve çevrenizdeki yaşamı fark edin. Bir bütün olarak bedeninizi hissedin. Zamanla bu konuda ustalaştıkça bedeninizden daha geniş bir alana yayılmış canlılığı ve enerjiyi, formsuz varlığınızı da hissetmeye başlayacaksınız. Bir kısmınız daha bu satırları okurken bedenlerini fark edebiliyorlardır. Biraz çalışma ve dikkatle, bu herkes kolay bir egzersizdir ve ayrıca bedendeki bütün gerilmiş kasları fark etmenizi ve nefesle anında gevşemenizi sağladığı içinde anlık stresle başa çıkmanın harika bir yoludur. Gözlerinizi açtığınızda kısa bir süre etrafınızı gözlemleyin. Oturduğunuz koltuğun kumaşını avuçlarınız da hissedin, içtiğiniz çayın rengini inceleyin, tadını ve kokusunu fark edin, odanızı ilk defa görüyormuş gibi detaylı bir şekilde gözlemleyin. Önümüzdeki ay boyunca kendinize böyle beden farkındalığı ve gevşeme molaları verin ve sonrasında da etrafınızı gözlemleyin.

Huzur ve Sükûnet sizinle olsun…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

BİRDE BUNLARA BAKIN

UZMANLAR
  • YORUM